Güzel Kuran – Tecvid Öğrenim Platformu

2. Vakf Ve Vasl

Bu ders 2. Seviye seviyesindedir. Ayetleri renkli tecvid ve sesli tilavetle (Ayman Sowaid ve Mehmet Çevik) çalışabilir, Türkçe mealini okuyabilirsiniz.

Yetişkinler için Kuran tilaveti (tecvid) programının ikinci seviyesi.

Dersteki ayetler

VASL HEMZESİ

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ ﴿1﴾ اَلَّذٖینَ هُمْ فٖی صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ ﴿2﴾ وَالَّذٖینَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ ﴿3﴾

Muminun 23:1–3 – 1. Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler. 2. Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler. 3. Onlar boş şeylerden uzak dururlar. [25,72]

فَبَدَّلَ الَّذٖینَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَیْرَ الَّذٖی قٖیلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذٖینَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا یَفْسُقُونَࣖ ﴿59﴾

Bakara 2:59 – Ne var ki o zalimler sözü değiştirip başka şekle koydular. Biz de o zalimlere, itaat dışına çıktıkları için, gökten acı bir azap indirdik.

هُوَ اللّٰهُ الَّذٖی لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَیْمِنُ الْعَزٖیزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُؕ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا یُشْرِكُونَ ﴿23﴾ هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىؕ یُسَبِّحُ لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ ﴿24﴾

Haşr 59:23–24 – 23. Allah'tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah! O melik’tir, kuddûs’tür, sel^åm’dır, Mü’min’dir, müheymin’dir, aziz’dir, cebbar’dır, mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir. [62,1] {KM, İşaya 6,3; Çıkış 15,11; I Samuel 2,2} 24. Allah o gerçek İlahtır ki halık'tır, bârî’dir, musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur.Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir. [17,44]

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ ﴿1﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَۙ ﴿2﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِۙ ﴿3﴾ مَالِكِ یَوْمِ الدّٖینِؕ ﴿4﴾ اِیَّاكَ نَعْبُدُ وَاِیَّاكَ نَسْتَعٖینُؕ ﴿5﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَۙ ﴿6﴾

Fatiha 1:1–6 – 1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla [59,22-24] 2. Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. 3. O rahmândır, rahîmdir. 4. Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. [24,25; 37,53] 5. (Haydi öyleyse deyiniz): “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.” [73,9; 6,1; 3,64] 6. Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.

فَوَیْلٌ لِلْمُصَلّٖینَۙ ﴿4﴾ اَلَّذٖینَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ﴿5﴾ اَلَّذٖینَ هُمْ یُرَٓاؤُ𐻿نَۙ ﴿6﴾ وَیَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ﴿7﴾

Maun 107:4–7 – 4. Vay haline şöyle namaz kılanların: 5. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4,142; 4,38; 2,264; 8,47] 6. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4,142; 4,38; 2,264; 8,47] 7. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4,142; 4,38; 2,264; 8,47]

اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ﴿3﴾ اَلَّذٖی عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ﴿4﴾

Alak 96:3–4 – 3. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. 4. Kalemle yazmayı öğretendir.

فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا فٖی دَارِهِمْ جَاثِمٖینَۚۛ ﴿91﴾ اَلَّذٖینَ كَذَّبُوا شُعَیْبًا كَاَنْ لَمْ یَغْنَوْا فٖیهَاۚۛ اَلَّذٖینَ كَذَّبُوا شُعَیْبًا كَانُوا هُمُ الْخَاسِرٖینَ ﴿92﴾

A'raf 7:91–92 – 91. Derken şiddetli bir deprem onları kıskıvrak yakaladı ve derhal oldukları yerde çökekaldılar. [11,94; 26,189] 92. Şuayb'ı yalancı sayanlar... onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar!Şuayb’ı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler... asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.

اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدٖیدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ یَٓا اُو𐻾لِی الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذٖینَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَیْكُمْ ذِكْرًاۙ ﴿10﴾

Talak 65:10 – Allah onlar için âhirette de pek çetin bir azap hazırladı. Artık siz ey akıl sahipleri, ey iman etmiş kullarım! Allah'a karşı gelmekten, ileride de hep sakının ki böyle bir azaptan korunasınız.İşte Allah size gerçekleri hatırlatan bir kitap indirdi, bir Elçi gönderdi. Allahın nurlar saçan, yollar açan âyetlerini sizlere okuyor ki iman edip makbul ve güzel işler yapanları karanlıklardan aydınlığa çıkarsın.Kim Allah’a iman eder, makbul ve güzel işler yaparsa, Allah onları, hem de devamlı kalmak üzere, içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Allah böyle kuluna gerçekten pek güzel nasip ihsan eder. [15,9; 14,1; 2,257; 42,52]

لَاهِیَةً قُلُوبُهُمْؕ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىࣗ اَلَّذٖینَ ظَلَمُواࣗ هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۚ اَفَتَاْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ ﴿3﴾

Enbiya 21:3 – Rab'leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eğlenceye dalarak dinlerler.Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, şu fısıltıyı, gizlice yayarlar: “O da sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılacaksınız yani?” [17,48; 25,9]

وَكَاَیِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاࣗ اَللّٰهُ یَرْزُقُهَا وَاِیَّاكُمْؗ وَهُوَ السَّمٖیعُ الْعَلٖیمُ ﴿60﴾

Ankebut 29:60 – Nice canlı mahlûk var ki rızıklarını kendileri taşıyamazlar.Ama sizi de, bütün onları da rızıklandıran Allah'tır.O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ یَا مَرْیَمُ اِنَّ اللّٰهَ یُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُࣗ اِسْمُهُ الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ وَجٖیهًا فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبٖینَۙ ﴿45﴾

Al-i İmran 3:45 – Gün geldi, melekler ona: “Meryem! Allah, Kendisi tarafından bir kelime vereceğini sana müjdeliyor. Adı Îsâ, lakabı Mesih, sıfatı Meryem oğludur. Dünyada da âhirette de itibarlı, Allah'a en yakın kullardan olacaktır. [19,21] {KM, Luka 1,26-38; Matta 1,16; Yuhanna 1,41}

VASL NUNU

وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًاࣙ انْفَضُّٓوا اِلَیْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِمًاؕ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَیْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِؕ وَاللّٰهُ خَیْرُ الرَّازِقٖینَ ﴿11﴾

Cuma 62:11 – Onlar bir ticaret veya bir eğlence görünce oraya doğru sökün edip, seni hutbe verirken ayakta bırakıverdiler. De ki: Allah'ın nezdinde âhirette olan nasip, buradaki eğlenceden ve ticaretten elbette daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. {KM, Matta 6,26}

وَاَنَّهُٓ اَهْلَكَ عَادًاࣙ الْاُو𐻿لٰىۙ ﴿50﴾

Necm 53:50 – Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve dişi çiftini yaratma, öldükten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. İnsanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Müşriklerin taptığı Şi’râ yıldızının Rabbi de O’dur. Önceki Âd milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O’dur. Daha önce Nuh milletini yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar. Altı üstüne getirilen Lût milletinin şehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musîbetler, neler kapladı neler! [86,6-7; 69,6-7; 26,73]

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍࣙ الْمُرْسَلٖینَۚ ﴿160﴾

Şuara 26:160 – Lût halkı da elçileri yalancı saydı.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ یَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَیْرٌࣙ اطْمَاَنَّ بِهٖۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌࣙ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِهٖࣞ خَسِرَ الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةَؕ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖینُ ﴿11﴾

Hac 22:11 – Öyle insanlar vardır ki Allah'a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur.

وَیْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ ﴿1﴾ اَلَّذٖی جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ ﴿2﴾

Hümeze 104:1–2 – 1. Vay haline her hümeze ve lümeze'nin! 2. Böylesi mal yığar ve onu sayar durur.

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَیِّ الَّذٖی لَا یَمُوتُ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِهٖؕ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖیرًاۚۛ ﴿58﴾ اَلَّذٖی خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَیْنَهُمَا فٖی سِتَّةِ اَیَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهٖ خَبٖیرًا ﴿59﴾

Furkan 25:58–59 – 58. Öyleyse sen ölmeyen, o mutlak hayat sahibi Allah'a dayan ve O’nu hamd ile tesbih et. Onun kendi kullarının günahlarından haberdar olması yeter. [57,3; 73,9; 67,29] 59. Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra da arşı üzerine hükümran olan O'dur. O rahmandır, sen O’nu, Kendisine, o her şeyi Bilen’e sor! [4,59; 42,10; 6,115]

KAT' HEMZESİ

وَاَنْفِقُوا فٖی سَبٖیلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَیْدٖیكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ یُحِبُّ الْمُحْسِنٖینَ ﴿195﴾

Bakara 2:195 – Allah yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep güzel davranın. Çünkü Allah güzel hareket edenleri sever.

اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ یَحُورَۚۛ ﴿14﴾ بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهٖ بَصٖیرًاؕ ﴿15﴾

İnşikak 84:14–15 – 14. Hiçbir sûrette Rabbine dönmeyeceğini sanırdı. 15. Hayır! O Rabbine dönecek! Zira Rabbi, devamlı sûrette onun yaptıklarını görüyor, tek tek kontrol ediyordu. (Bu kontrolün de elbette böyle bir neticesi olacaktı.)

عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ ﴿1﴾ اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىؕ ﴿2﴾

Abese 80:1–2 – 1. Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü. 2. Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.

فَلْیَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِهٖۙ ﴿24﴾ اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَبًّاۙ ﴿25﴾

Abese 80:24–25 – 24. Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük.Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. 25. Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük.Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖؗ اِنّٖی لَكُمْ نَذٖیرٌ مُبٖینٌۙ ﴿25﴾

Hud 11:25 – Gerçekten Biz vaktiyle, Nuh'u kendi halkına gönderdik, şunu ilan etsin diye:“Bilesiniz ki ben sizi açıkça uyarmaya geldim. Sakın Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Doğrusu, bu gidişle, ben sizin canınızı yakacak, gayet acı bir günün azabına uğramanızdan endişe ederim.” [7,59-64] {KM, Tekvin 6,5; 8,15}

فَحَقَّ عَلَیْنَا قَوْلُ رَبِّنَاࣗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ ﴿31﴾

Saffat 37:31 – “Hayır, bilakis! derler öbürleri, siz zaten iman eden kimseler değildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir gürûh idiniz!”“Ne dersek boş! Artık Rabbimizin azap hükmü hakkımızda kesinleşti. Biz hak ettiğimiz cezayı mutlaka tadacağız. Evet, sizi biz kışkırttık, çünkü biz de azmış durumdaydık.”

اَلَهُمْ اَرْجُلٌ یَمْشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَیْدٍ یَبْطِشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَعْیُنٌ یُبْصِرُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ یَسْمَعُونَ بِهَاؕ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ كٖیدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ ﴿195﴾

A'raf 7:195 – Allah'tan başka dua ve ibadet ettiğiniz bütün putlar, sizin gibi kullardır.Onların tanrılığı hakkındaki iddianız yerinde ise, haydi bakalım onları çağırın da size cevap versinler bakalım!Nasıl icabet edecekler ki, onların yürüyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var?Veya görecek gözleri mi var? Yahut işitecek kulakları mı var, neleri var?De ki: “Haydi bütün şeriklerinizi çağırın, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun, haydi elinizden geliyorsa bir an bile göz açtırmayın!” {KM, Mezmurlar 115,2-8; İşaya 44,9-20}

وَمَنْ فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًاۙ ثُمَّ یُنْجٖیهِۙ ﴿14﴾ كَلَّاؕ اِنَّهَا لَظٰىۙ ﴿15﴾

Me'aric 70:14–15 – 14. Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun hâlini sormaz.Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini,kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31,33; 40,18; 23,101; 80,34-37] 15. Lâkin ne mümkün! O cehennem alev alev yanan bir ateştir.

7 KELİME

وَلَٓا اَنَا𐻾 عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ﴿4﴾

Kafirun 109:4 – Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.

لٰكِنَّا𐻾 هُوَ اللّٰهُ رَبّٖی وَلَٓا اُشْرِكُ بِرَبّٖٓی اَحَدًا ﴿38﴾ وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا𐻾 اَقَلَّ مِنْكَ مَالًا وَوَلَدًاۚ ﴿39﴾

Kehf 18:38–39 – 38. Konuşma esnasında arkadaşı bu şahsa: “Ne o” dedi, “yoksa sen, senin aslını topraktan, sonra da bir damla meniden yaratan, bilahare de seni böyle tam mükemmel bir insan şekline getiren Rabbini mi inkâr ediyorsun? Fakat sen inkâr etsen de şunu bil ki benim Rabbim Allah'tır. Rabbime hiç bir şeyi ortak saymam.” 39. “Benim servetimin ve çoluk çocuğumun sayısının seninkinden daha az olduğunu düşündüğüne göre, bağına girdiğinde: “Maşaallah! Allah ne güzel dilemiş ve yapmış! Ondan başka gerçek güç ve kuvvet sahibi yoktur.” demeli değil miydin?

اِذْ جَٓاؤُ𐻿كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا ﴿10﴾ هُنَالِكَ ابْتُلِیَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالًا شَدٖیدًا ﴿11﴾

Ahzab 33:10–11 – 10. O vakit onlar hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözleriniz şaşkınlıktan ötürü kaymış, yüreğiniz ağzınıza gelmişti.Siz de Allah hakkında türlü türlü zanlar beslemeye başlamıştınız. 11. İşte orada müminler çetin bir imtihana tâbi tutulmuş, şiddetle silkelenmiş ve kuvvetli bir şekilde sarsılmışlardı.

یَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِی النَّارِ یَقُولُونَ یَا لَیْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا ﴿66﴾ وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُـبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّبٖیلَا ﴿67﴾ رَبَّنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَیْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبٖیرًاࣖ ﴿68﴾

Ahzab 33:66–68 – 66. Yüzleri ateşte gâh bu yana, gâh öbür yana çevrileceği gün:“Ah!” derler, “ah ne olurdu!Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygambere itaat etseydik!” [25,27-29] 67. “Ey ulu Rabbimiz!” derler, “sözün doğrusu, biz önderlerimizin ve büyüklerimizin dediklerine uyduk, ama onlar bizi yoldan saptırdılar.” 68. “Ey ulu Rabbimiz! Onlara azabın katmerlisini ver ve dehşetli bir lânetle onları rahmetinden uzaklaştır!”

اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖینَ سَلَاسِلَا𐻾 وَاَغْلَالًا وَسَعٖیرًا ﴿4﴾ اِنَّ الْاَبْرَارَ یَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًاۚ ﴿5﴾

İnsan 76:4–5 – 4. Biz kâfirlere zincirler, kelepçeler, alevli ateşler hazırladık. 5. İyi insanlar ise, kâfur suyu ile hazırlanmış içecek kâselerini yudumlarlar.

وَیُطَافُ عَلَیْهِمْ بِاٰنِیَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارٖیرَاۙ ﴿15﴾ قَوَارٖیرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدٖیرًا ﴿16﴾

İnsan 76:15–16 – 15. Etraflarında hizmet edenler gümüş kaplar, billur kâseler, gümüşî parlaklıkta billur kupalarla dolaşır, onlara ikram ederler.Cennetlikler içeceklerini kendi iştahları ölçüsünce tayin ederler. 16. Etraflarında hizmet edenler gümüş kaplar, billur kâseler, gümüşî parlaklıkta billur kupalarla dolaşır, onlara ikram ederler.Cennetlikler içeceklerini kendi iştahları ölçüsünce tayin ederler.

Meal: Suat Yıldırım

Güzel Kuran – Renkli tecvid, sesli tilavet ve adım adım derslerle Kur'an-ı Kerim'i doğru ve güzel okumayı ücretsiz öğrenin. Herkese açık, kayıt gerekmez.