Güzel Kuran – Tecvid Öğrenim Platformu

6. Râ'nın Kalın Okunduğu Yerler

Bu ders 1. Seviye (Yeni Müfredat) seviyesindedir. Ayetleri renkli tecvid ve sesli tilavetle (Ayman Sowaid ve Mehmet Çevik) çalışabilir, Türkçe mealini okuyabilirsiniz.

Dersteki ayetler

1. BÖLÜM

اَلْهٰیكُمُ التَّكَاثُرُۙ ﴿1﴾ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَؕ ﴿2﴾

Tekasur 102:1–2 – 1. Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri. 2. Tâ boylayıncaya kadar kabirleri!

وَاِذَا قٖیلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا یَرْكَعُونَ ﴿48﴾

Murselat 77:48 – Onlara: Haydin Allah'a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.

لَا یَذُوقُونَ فٖیهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ﴿24﴾

Nebe 78:24 – Orada ne bir serinlik, ne bir içecek tadarlar.

اِنَّهُمْ كَانُوا لَا یَرْجُونَ حِسَابًاۙ ﴿27﴾

Nebe 78:27 – Çünkü onlar bu hesap gününe inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı).

اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَابًا قَرٖیبًاۚ یَوْمَ یَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ یَدَاهُ وَیَقُولُ الْكَافِرُ یَا لَیْتَنٖی كُنْتُ تُرَابًا ﴿40﴾

Nebe 78:40 – Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek,ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kâfir: “Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!” diyecek. [18,49; 75,13]

یَا مَرْیَمُ اقْنُتٖی لِرَبِّكِ وَاسْجُدٖی وَارْكَعٖی مَعَ الرَّاكِعٖینَ ﴿43﴾

Al-i İmran 3:43 – “Meryem! Saygı dolu bir gönülle huzurunda durup Rabbine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle beraber rükû et.”

وَلِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُࣖ ﴿109﴾

Al-i İmran 3:109 – Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır, ve bütün işler sonunda O’na raci olur, bütün işleri O hükme bağlar.

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا اَصْحَابَ الْقَرْیَةِۘ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ﴿13﴾ اِذْ اَرْسَلْنَٓا اِلَیْهِمُ اثْنَیْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَیْكُمْ مُرْسَلُونَ ﴿14﴾

Yasin 36:13–14 – 13. Sen şimdi onlara bir misâl getir:Mâlum şehir halkını, hani onlara da elçiler gelmişti. 14. Evet, iki resul gönderdik onlara,“Yalancı!” dediler onlara.Bunun üzerine, güçlendirdik onları bir üçüncü resulle,Dediler hep birden: “Biz Allah'ın elçileriyiz size!”

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْیَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ یَتَطَهَّرُونَ ﴿56﴾ فَاَنْجَیْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُؗ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖینَ ﴿57﴾ وَاَمْطَرْنَا عَلَیْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖینَࣖ ﴿58﴾

Neml 27:56–58 – 56. Halkının buna karşı verdiği cevap sadece: “Lût'u ve etrafındakileri şehrinizden kovun, çünkü onlar çok temiz insanlar, yanımızda kirlenmesinler(!)” demekten ibaret oldu. 57. Biz onu, ailesini ve beraberinde olanları kurtardık.Yalnız eşinin geride kalıp azaba uğrayanlardan olmasını takdir etmiştik. 58. Üzerlerine öyle berbat bir yağmur indirdik ki! Uyarılıp da aldırmayanların mâruz kaldıkları o yağmur ne fena bir yağmurdu!

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ ﴿9﴾ یَقُولُ الْاِنْسَانُ یَوْمَئِذٍ اَیْنَ الْمَفَرُّۚ ﴿10﴾ كَلَّا لَا وَزَرَۚ ﴿11﴾

Kiyame 75:9–11 – 9. Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman... 10. İşte o gün insan der: “Var mı kaçacak mekân?” 11. Hayır, sığınacak hiçbir yer yoktur.

2. BÖLÜM

اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ﴿21﴾

Nebe 78:21 – Cehennem pusuda... her an eline düşecek avlarını gözlemektedir.

اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِؕ ﴿14﴾

Fecr 89:14 – Çünkü Rabbin hep gözetlemededir.

وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَیْكَ كِتَابًا فٖی قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِاَیْدٖیهِمْ لَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُبٖینٌ ﴿7﴾

En'am 6:7 – Eğer sana kağıda yazılı olarak bir kitap indirmiş olsaydık, kendileri de elleriyle onu tutmuş bulunsalardı o kâfirliklerinde inad eder, yine de: “Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil!” derlerdi. [15,14-15; 52,44]

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِیَنْفِرُوا كَٓافَّةًؕ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِیَتَفَقَّهُوا فِی الدّٖینِ وَلِیُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَیْهِمْ لَعَلَّهُمْ یَحْذَرُونَࣖ ﴿122﴾

Tevbe 9:122 – Bununla beraber müminlerin hepsinin top yekün sefere çıkmaları uygun değildir.Öyleyse her topluluktan büyük kısmı savaşa çıkarken, bir takım da din hususunda sağlam bilgi sahibi olmak, dinî hükümleri öğrenmek için çalışmalı ve savaşa çıkanlar geri döndüklerinde kötülüklerden sakınmaları ümidiyle, onları uyarmalıdır.

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِۙ ﴿99﴾

Muminun 23:99 – Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: “Ya Rabbî!” der, “ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım.”Hayır, hayır! Bu onun söylediği mânasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. [32,12; 6,27 63,10-11; 14,44; 7,53; 42,44; 40,11]

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّیَانٖی صَغٖیرًاؕ ﴿24﴾

Isra 17:24 – Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: “Ya Rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!”

یَعْلَمُ مَا بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا یَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْیَتِهٖ مُشْفِقُونَ ﴿28﴾

Enbiya 21:28 – O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece O'nun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. O’na duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler. [2,255; 34,23]

اَفٖی قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَمِ ارْتَابُٓوا اَمْ یَخَافُونَ اَنْ یَحٖیفَ اللّٰهُ عَلَیْهِمْ وَرَسُولُهُؕ بَلْ اُو𐻾لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَࣖ ﴿50﴾

Nur 24:50 – Sahi, kalplerinde bir inkâr hastalığı mı var bunların?Yoksa imanda şüpheye mi düştüler yahut Allah'ın ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar?Doğrusu, asıl zalimler hem de kendi kendilerine haksızlık edenler, onların ta kendileridir!

اِرْجِعٖٓی اِلٰى رَبِّكِ رَاضِیَةً مَرْضِیَّةًۚ ﴿28﴾

Fecr 89:28 – Ey gönül huzuruna ermiş ruh!Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine!Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!

اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَبٖیكُمْ فَقُولُوا یَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ وَمَا شَهِدْنَٓا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَیْبِ حَافِظٖینَ ﴿81﴾

Yusuf 12:81 – “Siz dönün, babanıza deyin ki: “Sevgili babamız, bizler farkına varmadanoğlun inan ki hırsızlık etmiş. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. (Söz verdiğimiz zaman, bu durumun ortaya çıkacağını nereden bilebilirdik?)Gayb bize emanet edilmiş değil ki!”

ÖDEV / 1. BÖLÜM

وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ ﴿41﴾ كَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَا كُلِّهَا فَاَخَذْنَاهُمْ اَخْذَ عَزٖیزٍ مُقْتَدِرٍ ﴿42﴾ اَكُفَّارُكُمْ خَیْرٌ مِنْ اُو𐻾لٰٓئِكُمْ اَمْ لَكُمْ بَرَٓاءَةٌ فِی الزُّبُرِۚ ﴿43﴾ اَمْ یَقُولُونَ نَحْنُ جَمٖیعٌ مُنْتَصِرٌ ﴿44﴾ سَیُهْزَمُ الْجَمْعُ وَیُوَلُّونَ الدُّبُرَ ﴿45﴾ بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ اَدْهٰى وَاَمَرُّ ﴿46﴾ اِنَّ الْمُجْرِمٖینَ فٖی ضَلَالٍ وَسُعُرٍۘ ﴿47﴾ یَوْمَ یُسْحَبُونَ فِی النَّارِ عَلٰى وُجُوهِهِمْؕ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ ﴿48﴾ اِنَّا كُلَّ شَیْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ ﴿49﴾

Kamer 54:41–49 – 41. Firavun hanedanına da uyaran peygamberler geldi. 42. Onlar âyet ve delillerimizin hepsini yalan saydılar. Biz de onları mutlak galip, tam muktedir olan Allah'ın şanına yaraşır tarzda cezalandırdık. 43. Şimdi söyleyin (ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı güçlüdür! Yoksa ilahî kitaplarda sizin ebedî olan âhirette kurtulacağınıza dair berat senedi mi var? 44. Ne o, “Biz tam dayanışma halinde olan, muzaffer bir topluluğuz” mu diyorlar? 45. İyi bilsinler: Onların toplu kuvvetleri bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. 46. Daha doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir.Kıyamet saatinin dehşeti ise tarif edilemeyecek kadar müthiş ve acıdır! 47. Mücrimler tam bir şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler. 48. O gün cehennemde yüzleri üstü süründürülürler ve kendilerine: “Tadın cehennemin temâsını!” denilir. 49. Muhakkak ki Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık. [25,2; 87,1-3]

قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِطٖینَ ﴿55﴾ قَالَ وَمَنْ یَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهٖٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ ﴿56﴾ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَیُّهَا الْمُرْسَلُونَ ﴿57﴾ قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖینَۙ ﴿58﴾ اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍؕ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖینَۙ ﴿59﴾ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرٖینَࣖ ﴿60﴾ فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍࣙ الْمُرْسَلُونَۙ ﴿61﴾

Hicr 15:55–61 – 55. “Sana gerçeği müjdeledik, onun için ümit kesenlerden olma!” dediler. 56. O da: “Rabbinin rahmetinden, hak yoldan sapanlardan başka kim ümit keser ki?” dedi. 57. Ve ilâve etti: “Ey elçiler, bundan başka işiniz nedir? sorabilir miyim?” 58. “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük.” 59. “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük.” 60. “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dışında suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik; onun karısı hariç tüm ailesini kurtaracağız. Zira eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük.” 61. Elçiler Lut'un evine gelince O: “Doğrusu, siz ürkülecek kimselersiniz.” dedi.

وَكَانَ فِی الْمَدٖینَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ یُفْسِدُونَ فِی الْاَرْضِ وَلَا یُصْلِحُونَ ﴿48﴾ قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَیِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِیِّهٖ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِهٖ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ ﴿49﴾ وَمَكَرُوا مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَ ﴿50﴾ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْۙ اَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ اَجْمَعٖینَ ﴿51﴾

Neml 27:48–51 – 48. Şehirde dokuz çete vardı ki bunlar ülkede hep bozgunculuk çıkarır, iyileştirme ve düzeltme adına hiç bir şey yapmazlardı. 49. Allah'a yemin ederek aralarında şöyle anlaştılar:“Geceleyin ona ve yakınlarına baskın yapıp hepsini öldürür, sonra da sahip çıkan akrabalarına yakınlarının öldürülmesi esnasında orada bulunmadığımızı bildirir ve biz gerçekten doğru söylüyoruz deriz.” 50. Onlar bir tuzak kurdular, ama tuzaklarına karşı Biz de tuzak kurduk, kendileri farkında olmadan onların tuzaklarını bozduk, onların planlarını altüst ettik. 51. Bak işte onların tuzaklarının âkıbeti nasıl oldu! Biz onları da kendilerine uyan toplumlarını da imha ettik!

اِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِیٌّ عَنْكُمْ وَلَا یَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَۚ وَاِنْ تَشْكُرُوا یَرْضَهُ𐻾 لَكُمْؕ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىؕ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَیُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَؕ اِنَّهُ عَلٖیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿7﴾ وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنٖیبًا اِلَیْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِیَ مَا كَانَ یَدْعُٓوا اِلَیْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِیُضِلَّ عَنْ سَبٖیلِهٖؕ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلٖیلًاࣗ اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ ﴿8﴾

Zümer 39:7–8 – 7. Eğer inkâr edecek olursanız bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının inkâra sapmalarına razı olmaz. Eğer şükrederseniz, bundan hoşnut olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda hepinizin dönüşü Rabbinize olacak ve O da yaptıklarınızı size tek tek bildirecek ve dilerse bunların karşılığını verecektir. Gerçekten O, kalplerin en derin yerinde olan şeyleri dahi bilir. 8. İnsanın başı derde girince, gönülden O'na yönelerek Rabbine yalvarır. Ama sonra Allah kendi tarafından ona nimet ve imkan verince, daha önce bütün acziyle gönülden O’na yalvardığını unutur ve Allah yolundan kendisini saptırması için O’na birtakım şerikler uydurur. De ki: “İnkârınla biraz oyalan, biraz zevk al bakalım! Nasılsa sen kesin olarak cehennemliklerdensin!” [17,67,10,12; 14,30; 31,24]

ÖDEV / 2. BÖLÜM

وَاٰخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِاَمْرِ اللّٰهِ اِمَّا یُعَذِّبُهُمْ وَاِمَّا یَتُوبُ عَلَیْهِمْؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ حَكٖیمٌ ﴿106﴾ وَالَّذٖینَ اتَّخَذُوا مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرٖیقًا بَیْنَ الْمُؤْمِنٖینَ وَاِرْصَادًا لِمَنْ حَارَبَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ مِنْ قَبْلُؕ وَلَیَحْلِفُنَّ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّا الْحُسْنٰىؕ وَاللّٰهُ یَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿107﴾ لَا تَقُمْ فٖیهِ اَبَدًاؕ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ یَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ فٖیهِؕ فٖیهِ رِجَالٌ یُحِبُّونَ اَنْ یَتَطَهَّرُواؕ وَاللّٰهُ یُحِبُّ الْمُطَّهِّرٖینَ ﴿108﴾

Tevbe 9:106–108 – 106. Sefere katılmayan bazı kişilerin akıbetleri de Allah'ın emrine kalmıştır:Allah ister onları cezalandırır, ister merhamet eder.Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). 107. Bir de şunlar var ki: müminlere zarar vermek için, küfür ve küfranı yaymak için, müminlerin arasına ayrılık sokmak için ve daha önce Allah ve Resulüne savaş açmış adamı buyur etmek için, tuttular bir mescid yaptılar.Bütün bunlardan sonra onlar: “Bundan, iyilikten başka maksat gütmedik.” diye yemin edeceklerdir. Allah şahit ki bunlar kesinlikle yalancıdırlar. 108. O Mescid-i dırarda hiç bir zaman namaz kılma!Ta ilk günden, temeli takvâ üzere kurulan mescidde namaza durman daha münasiptir.Orada, maddî ve manevî kirlerden arınmayı seven kimseler vardır.Allah da temizlenenleri sever.

وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖینَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَیَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِی الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْࣕ وَلَیُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دٖینَهُمُ الَّذِی ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَیُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاؕ یَعْبُدُونَنٖی لَا یُشْرِكُونَ بٖی شَیْـًٔاؕ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو𐻾لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ﴿55﴾ وَاَقٖیمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطٖیعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿56﴾ لَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا مُعْجِزٖینَ فِی الْاَرْضِۚ وَمَاْوٰیهُمُ النَّارُؕ وَلَبِئْسَ الْمَصٖیرُࣖ ﴿57﴾

Nur 24:55–57 – 55. Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki:Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir.Çünkü onlar, yalnız Bana ibadet edip hiçbir şeyi Bana şerik yapmazlar.Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah'a karşı gelmiş olurlar. [2,30; 38,26; 27,16; 21,105; 14,14; 28,6; 6,165; 7,69; 8,26; 7,129; 22,41] 56. Öyleyse ey müminler, siz namazı hakkıyla ifa etmeye devam edin, zekâtı verin,Peygambere itaat edin ki merhamete nail olasınız! 57. İnkâr edenlerin dünyada Allah'ın hükmünden kaçıp kurtulacaklarını sakın zannetme!Onların varacakları yer ateştir. Gerçekten ne kötü bir sondur bu!

قَالُوا نَحْنُ اُو𐻾لُوا قُوَّةٍ وَاُو𐻾لُوا بَاْسٍ شَدٖیدٍ وَالْاَمْرُ اِلَیْكِ فَانْظُرٖی مَاذَا تَاْمُرٖینَ ﴿33﴾ قَالَتْ اِنَّ الْمُلُوكَ اِذَا دَخَلُوا قَرْیَةً اَفْسَدُوهَا وَجَعَلُٓوا اَعِزَّةَ اَهْلِهَٓا اَذِلَّةًۚ وَكَذٰلِكَ یَفْعَلُونَ ﴿34﴾ وَاِنّٖی مُرْسِلَةٌ اِلَیْهِمْ بِهَدِیَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ یَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ ﴿35﴾ فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَیْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍؗ فَمَٓا اٰتٰینِ‌یَ اللّٰهُ خَیْرٌ مِمَّٓا اٰتٰیكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِیَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ ﴿36﴾ اِرْجِعْ اِلَیْهِمْ فَلَنَاْتِیَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَٓا اَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ ﴿37﴾ قَالَ یَٓا اَیُّهَا الْمَلَؤُ𐻾ا اَیُّكُمْ یَاْتٖینٖی بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ یَاْتُونٖی مُسْلِمٖینَ ﴿38﴾

Neml 27:33–38 – 33. Onlar: “Biz güçlü, kuvvetliyiz, savaşçı milletiz. Ama yetki sizindir, değerlendirip münasip gördüğünüz emri verin.” dediler. 34. “Doğrusu” dedi Kraliçe, hükümdarlar bir ülkeye girince oranın düzenini altüst eder, halkının eşrafını da sefil ve zelil ederler.Evet istilacılar hep böyle yaparlar. 35. Bunun içindir ki, ben şimdi onlara bir hediye gönderip elçilerimin ne gibi bir cevap getireceklerini bekleyeceğim.” 36. Elçi Süleyman'a gelince o, elçiye: “Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği nimetler sizin verdiğinizden daha hayırlıdır. Ama siz hediyenizle böbürlenirsiniz” dedi. {KM, I Krallar 10,1-13; II Tarih 9,1-12} 37. “Sen dön ve onlara de ki: Biz onların üzerine, karşı koyamayacakları ordularla yürüyeceğiz. Onları yurtlarından mağlup ve zelil olarak çıkaracağız.” 38. Daha sonra Süleyman onların itaatlerini bildirmek üzere huzuruna geleceklerini öğrenince yanındaki danışmanlarına:“Değerli danışmanlarım! Onların itaat içinde huzuruma gelmelerinden önce, içinizden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi.

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَیْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حٖینَ الْوَصِیَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَیْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِی الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُصٖیبَةُ الْمَوْتِؕ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَیُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرٖی بِهٖ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الْاٰثِمٖینَ ﴿106﴾

Maide 5:106 – Ey iman edenler! Sizde ölüm alâmetleri belirdiğinde, vasiyyet edeceğiniz sırada, içinizden iki dürüst kişiyi şahit tutun. Yahut yolculuk esnasında başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan başka iki kişi şahit olsun.Eğer şüphe ederseniz, o iki şahidi namazdan sonra tutar ve: “Yeminimizi, akrabalarımızın menfaati de söz konusu olsa, dünyanın hiç bir şeyine değişmeyeceğiz. Allah'ın üzerimizde bir emanet, bir borç olarak bulunan şahitliğini gizlemeyeceğiz. Yoksa biz kesinlikle günahkâr oluruz!” diye Allah’a yemin ettirirsiniz.

Meal: Suat Yıldırım

Güzel Kuran – Renkli tecvid, sesli tilavet ve adım adım derslerle Kur'an-ı Kerim'i doğru ve güzel okumayı ücretsiz öğrenin. Herkese açık, kayıt gerekmez.